Köşe Yazıları

Yeni Dünya, Eski Şile !

Yeni Dünya, Eski Şile !

İnsanoğlunun evrensel olarak ortak fikirde olduğu bir konu yok denecek kadar azdır. Bu günlerde hangi ülkenin gazetesini okursanız, hangi  kanalı seyrederseniz ortak bir ifade var ;

 “ Dünya artık eskisi gibi olmayacak… “.

Hoş geldin yeni dünya !

 Bunu gerçekten diyebilecek miyiz? Hoş mu olacak nahoş mu olacak , hep beraber göreceğiz. Geleceği değiştirecek olan bizim davranışlarımız, aldığımız kararlar, yapacağımız eylemler olacağını ön görmek falcılık değil . İşte burada  tarih boyunca yaptığımız hatalar referans olarak karşımıza çıkıyor ve resim pek  pembe olmuyor . Herkes konuşacak, herkes fikrini söyleyecek, çok fazla deneme yanılma olacak, insan kobay olacak ama  kitlelerin alışkanlıklarını değiştirmek kolay olmayacak, kapitalist düzen halkın lehine değişmeyecek , fakir zenginleşmeyecek, aç doymayacak fakat etkileşim faktörleri eskisinden çok daha fazla olacak ve önlemler alınmazsa belki  corona öncesine özlem bile duyacağız …

Küçük olanların el ele vermesi , yereli hatırlamak çok daha önemli hale geldi. Artık Norveç Somonu, Fransız Tereyağı, Taiwan araç parçaları o kadar kolay erişelebilir  olamayacak. Kendimiz üretip kendimiz tüketmeye mecbur olduğumuz bir düzeni yaratmak zorunda kalacağız. Bu dönem küçük toplulukların, üreticilerin dönemi olacaktır ama  kendi çemberindekilerle paylaşım ekonomisini , dayanışmayı her şeyin önüne koymak şartıyla…

35.000 nüfusuyla bu çembere en uygun yerlerden birinde yaşıyor olmanın avantajlarına pandemi öncesi de sahip olan şanslı topluluklardan birindeyiz . Bunu değerlendirdik mi sorusunun cevabı maalesef olumlu değil, coronanın  bizi dürtmesi gerekiyormuş. Küçük yerlerde ki özelliklerden biri olan çok konuşmak az çalışmak eylemi  Şile nin de vaz geçilmezlerindendi. Pandemi öncesinde de şu anki süreçte de çok şey değişmedi ve konuşmaya devam ediyoruz. Şile denince akla öncelikli ne gelir ? Tabi ki turizm, her m2 si turizmle yaşadığı için en yoğun tartışılan konu da turizm olmuştur. Eskiyle kıyaslamalar, mevcut eleştiriler, turizm odaklı projeler,  kaos günleri ve daha yüzlerce farklı tartışmalar zamanda su gibi akıp gittiler. Maalesef Türkiye’nin ilk turizm destinasyonlarından biri olan Şile bugün eski Şile  değil  ve olamaz da çünkü işin gerçeği Şile artık kitaplarda yazıldığı şekliyle turizm yapmıyor. Bizim buradaki ekonomimiz bambaşka bir çeşit . Sahip olduğumuz koşullarla, geçmişte alınan kararlarla ve elde olmayan bazı etkenlerle Türkiye’nin popüler turizm kasabalarından ayrıldık. Bodrum, Marmaris, Çeşme, Alaçatı, Ayvalık, Fethiye gibi büyük oranda yurt dışı turiste hitap eden yerlerden ziyade iç turizm odaklı bir yere dönüştü Şile. Sezon süresi değişti, misafir profili , değişti, işletmeler değişti, kısaca çok şey değişti ve turizmden uzaklaşarak değişmeye de devam ediyor her şey.

Pandemi öncesi ortak kanı ilçenin turizminin kötüye gittiği yönündeydi ve bu haklı bir serzeniş olarak önümüze çıkıyordu. Sadece yerli turizm hareketiyle kısa periodlarda işletmelerin ayakta durması büyük özveri gerektirir. Her türlü değişimden çok fazla etkilenen bir sektörseniz işiniz hayli zor oluyor. Ülkenin diğer turizm bölgelerini yabancı turistler ayakta tutarken bizim can suyumuz son 20 senede yerli misafirlerimiz olmuştur, turizmin temelinde limitli segmente hitap etmenin sektörü sürdürülemez kıldığı acı bir gerçektir ve Şile bu gerçekle yüzleşiyordu. Üstüne ülkemizin yaşadığı sayısız olumsuzluklar da  eklenince Şile’ deki işletmelere  bu koşullarda ayakta durabildikleri için şapka çıkartmak lazım. Yılda toplam 50-70 gün iş yapacaksınız ve bu işinizi darbe, kalkışma, muhtıra, seçim, bombalama, savaş, depremler,  onlarca ekonomik kriz ,  terör eşliğinde sürdüreceksiniz. Teröre 40.000 şehit vermiş bir ülkede turizmden para kazanma, kazandırtma mücadelesi vermeye devam edeceksiniz. Mucize …

Şile’ de her sezona yeni umutlarla başlar turizmci, bu sene o sene deriz hep ve yine bu sene o seneydi. Piyango yine vurdu ve bu sefer tüm dünyaya vurdu. 50 den fazla sektörle direkt ve ya dolaylı olarak etkileşimde olan turizm sektörü paydaşlarıyla birlikte bu sürecin en çok kaybedeni oldu ve olmaya da devam edecek gibi gözüküyor. Hayat bir anda normale dönmeyecek , normalden ne beklediğimizi  ne kadar biliyoruz bu da ayrı bir tartışma konusu…

Bu sürecin  turizme  ve diğer sektörlere ne derecede etki edeceğini ön görmek çok kolay değil zira örnek alacağımız  deneyimlerin , yaşanmışlıkların olmadığı  bir krizle karşı karşıyayız. Bahsettiğim küçük çember burada bize biraz avantaj sağlayacak gibi gözüküyor , tabi ki değişimleri, etkileri  avantaj olarak kullanabilirsek, planlama yaparak Şile için yeni bir turizm tasarlarsak oluşacak zararları  minumuma indirme şansımız olacaktır. Kilit nokta; Corona öncesi yaptığımız hatalarımızdan vaz geçmemiz .

O, bu ,şu yapmış biz de yapalım değil biz yapalım ona, buna,  şuna Şile yapmış dedirtelim. Zor mu ? Evet zor ! Ama artık başka seçenek yok, Şile turizmini hep beraber yeniden tasarlamalıyız. Günümüz Şile sine uyan  özgün turizm modelini ivedilikle oluşturmak zorundayız. Hatalarımızdan ders alıp dünden bir an önce  kurtularak  başlayabiliriz. Endişe verici günler yaşıyoruz , tabi ki sona erecek bu günler ama bir düğmeye basınca açılıp kapanacak bir dönem yaşamıyoruz.En büyük çaresizliğimiz de belirsizlik. Pandemi ekonomik, sosyolojik, psikolojik bir birinden farklı etkiler yaratmaya sonrasında da devam edecek. Günler, haftalar, aylar değil yıllar sürecek bir sürecin içindeyiz artık. Planlama yapmaktan başka şansımız yok. Unutmayalım selde her şey suyun altındadır, felaketin büyüklüğü su çekilince ortaya çıkar….

Turizm başka sektörlerden ayrılan bağımsız bir yapıda değildir. Turizm bir bölgenin temel  geçim kaynağıysa inişler , çıkışlar tüm bölgeyi etkiler.  Madenle geçimini sağlayan bir kasabada maden çökmesi, tuz işleyen bir kasabada gölün kuruması kasabalardan göçe bile neden oluyor. 50 den fazla sektörle paydaş olan turizm sektörünün  Şile için olmazsa olmaz geçim kaynağı olduğunu söylemeye gerek bile yok ama sanırım kapsama alanını biraz açmak da yarar var. Şile de her ne kadar şikayetçi olsak da turizm 2500 civarında kişiye istihdam sağlıyor. Bu sayıyı çarpan etkileriyle hesaplarsak bölgede ne kadar çok kişinin bu sektörün inişleri , çıkışlarıyla doğru orantılı ilişkide olduğunu görürüz. Burada  ilave etmem lazım ki Şile de büyük sıkıntı içinde olan turizm esnafı arkadaşlarımızın çoğu giderlerini azaltma mücadelesi verirken önceliği işten personel çıkartmaya vermediler. 5 personelin bir işletmeye yıllık giderinin 450.000 lira civarında olduğunu ve bu giderin onlarca sabit giderden sadece bir kısmı olduğunu hatırlatmakta yarar var. Çay 3 tl 5 tl tartışması yapmak kadar kolay değil işletmecilik. Tabi burada bazı mal sahiplerine de işletmelerin kiralarını bu dönem erteledikleri için teşekkür etmeyi de unutmamak lazım. Bu kötü günlerin altından  imece ile kalkacağız.

  Turizm kazanınca ilçe kazanıyor diyebilir miyiz? Çok turist, memnun misafirler daha çok alışveriş, daha çok konaklama, daha çok emlak, arsa satışı , daha çok ilgi demek değil mi ? Turizm hayattır, hayat durunca turizm durur, turizm eğlencedir, alışveriştir, farklılıktır, keyiftir, istirahattir… En önemlisi gezmek, görmek, deneyimlemek insanlık hakkıdır. Bu yüzden turizm akademik bir konu olmuş ve evrensel olarak en önemli sektörlerden biri haline gelmiştir. Sadece Şile bölgesinde virüs olsaydı kaç tane ulusal market, tekel bayi, kırtasiye, taksi, otobüs, emlakçı, büfe vs işlerine devam ediyor olurdu ? Bu ilçeyi geçindiren , ekonomisini ayakta tutan sektör turizmdir. Balıkçısıyla, arıcısıyla, Şile bezcisi, taşımacısıyla hep birlikte bu sektörün şemsiyesi altında varız.

 Zaman fakiriyken en zengin olduğumuz şey zaman oldu. Ama bu zenginliği de daha önceki tüketim çılgınlıklarımız gibi fütursuzca tüketeceğiz , hatta ışık görünmeye başladı bile .

Peki ! Biz  zaman fakiri olduğumuz günlere döndüğümüzde değişikliklere, kirize ne kadar hazırlıklıyız ? Şile’yi bekleyen seçenekleri görüyor , bunlara göre planlama yapıyor muyuz? Corona öncesi ekonomik kriz büyürken, corona sonrası ekonominin daha iyi olacağını söyleyebilecek kimse var mı? Kırahathaneler de kapalı, konuşacak yer de kalmadı. Sektörü bilenler, sektörün deneyimlileri, sektörün aktörleri kimlere dert yanıyor? Kimlerle düşüncelerini paylaşıyor? Kim kime danışıyor !

Belki denk gelmişsinizdir, internette bir video dolaşır, kesim için her tarafı kapalı ağırlarda aylarca beslenen inekler, bir gün çayıra serbest bırakıldığında özgürlüklerini sağa sola ceylan gibi koşarak kutluyorlar. İnsanoğlunun o ineklerden  kontrolü daha zor bir canlı türü olduğunu unutmayalım. 16 milyon kişi 2 aydan fazla özgürlükleri elinden alınmış  hayatlar yaşıyorlar ve kısıtlamalar bir anda kalklamayacak. Uzaklara bir süre gidemeyecekler. Kısa ,orta ve uzun vadede çok çok farklı davranışlarda bulunacak bir toplum bekliyor bizi. İlk başlarda “intikam tüketimi” ne yönelecek insanlar, ardından ekonomiye  ve yeni yaptırımlara paralel farklı yaşam şekilleri oluşacak, tabi ki turizm de Şile de bu gelişmelerden payını alacak. Darwin yıllar öncesinden bizleri uyarmış ;  “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.”

Öngörüleri konuşalım, planlayalım, paydaşların, esnafın görüşlerini alalım yoksa kazanıyoruz sanıp çok şey kaybedeceğiz. Şile’nin önünde fırsatlar var, doğru hareket edersek, alternatifli eylem planları hazırlar ve uygularsak minumum zarar maksimim karla önümüzdeki sezonu atlatırız. Aksi takdirde vasat turizmimizle vasatlığın içinde hep beraber boğulmaya mahkum olacağız. Eski Şile yeni dünyada barınamaz, yaşayamaz. Eskisinden çok daha fazla kurallara, standartlara, dost kayırmamaya ihtiyacı var Şile’nin…

Normal hayata dönüş kararı alınıp restoranları, cafeleri, plajları açın dediklerinde ortamın eskisi gibi olmaması gerekiyor. Vasatlıktan kurtulmamız insanlara güven aşılamamız, huzur ortamı sağlamamız şart. Çok fazla yeni yaptırımlarla uğraşırken bir de Şile’nin kaosuyla uğraşmaya en alttan en üste kimsenin gücü yetmeyecektir.

Başta bahsettiğim gibi Şile’nin en küçük esnafından en büyüğüne herkes “o sene bu sene” umuduyla bu sezonu bekliyordu. Bu da geldi başımıza ve  en kötülerinden birini de yaşadık ,  umudumuzu yüksek tutup  tutku ve enerjimiz ile geri döneceğiz, bize her zaman güç veren turizme Şile aşkımız ile sıkı sıkıya sarılacağız. Sona eren hafta “turizm haftası “ idi. Yazıyı bu vesile ile haftanızı kutlarım gibi bir ifadeyle bitirmek isterdim ama maalesef corona haftamızı, ayımızı, baharımızı çaldı. Yazımızı ,kışımızı hayatımızı çalmadan başta turizm esnafından olmak üzere kalbi Şile için atan herkesten birlik, beraberlik ve umud dolu günler içinde olmalarını diliyorum. Kim bilir belki de gün gelir coronaya teşekkür ederiz bizi vasattan kurtardığı için…  

Eskilerin çok güzel bir lafı vardır ; “Kem alat ile kemalat olmaz” der. Yani; vasatla  mükemmelliği yakalayamazsınız…

Bu süreçte ve her zaman bizim için çalışan tüm  kamu görevlilerin, işçilerin, çiftçilerin, sağlık görevlilerin tüm iş bekleyen emekçilerin 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Günü kutlu olsun.  Yeni dünyada yepyeni bir Şile dileğiyle sağlıklı , güvenli günler  hepimizin olsun…

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × four =

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı