Köşe Yazıları

VİRÜS MESELESİ

  Dünyayı kasıp kavuran bir salgın ile mücadele ediyoruz. Corona virüsü diyorlar adına…Evlerden çıkamaz olduk…Bütünüyle yer küre perişan halde…

   Öneriler, çözümler ve korunma yollarını işin uzmanları anlatıyor. Bize düşen kurallara uymak…Yazılan yazıldı, çizilen çizildi…Elbette burada salgın hastalığı  anlatacak değilim…

   Ancak, bizim virüs kadar, belki de daha tehlikeli bir hastalığımız daha var. Salgın vesilesi ile yeniden depreşti…Evi ocağı sardı…Çarşıyı pazarı kasıp kavuruyor…

   Zaman zaman ekonomik kriz olur, deprem olur, sel olur…Velhasıl, toplumu derinden yaralayan dertler olur…Milletçe bir ve bütün olmamız gereken zamanlar olur…Şimdiki gibi…

   Her nedense asıl mesele ikinci planda kalır…Zihnimizi bu hastalık esir alır…Ve bir türlü tedavi edilemez…Çare yok… Nedir bu, her geçen gün kronikleşen hastalığın adı?

   ÖTEKİLEŞTİRME HASTALIĞI…Başka milletlerde var mı? Varsa ne kadar, ne ölçüdedir?  Bilemiyorum ama, toplumsal her mesele, hastalığın ateşini yükseltiyor.

   Herkes bir diğerini ötekileştiriyor. Sorunların asıl kaynağına odaklanmak yerine, bir sorumlu peşine düşüyoruz. Meseleyi çözmek yerine, linç edecek bir suçlu lazım. İlgili, ilgisiz. Hiç önemli değil…

    Peki, kimi mesul tutuyoruz?…Sevmediğimiz her kimse odur sorumlu…Memlekette meydana gelen her türlü kötülüğün, afetin, felaketin  sebebi odur. Başkası olamaz. Bütün  kötülükler onun eliyle, ya da onun yüzünden olur.

     Cephede savaştığımız düşmandan, teröristten daha kötü…Yorgo’yu, Leon’u, İsak’ı ve Hans’ı ona tercih ederiz. Çünkü, başımıza gelen musibetlerin tek sebebi odur. Başkası olamaz.

    Öyleyse, kimdir bu öteki?…Yerine göre …İktidar, iş adamı, belediye başkanı, mahalle muhtarı,mahalle bakkalı veya komşunun oğlu…Kimi sevmiyorsak o…En çok  nefret ettiğimiz kişi yada kurum…

    Onu yerin dibine sokmak için elimizdeki her türlü silah ile saldırıyoruz. Gazete, televizyon, siyasi parti, dernek, sosyal medya …Ne varsa…

    Saldırı zaviyemiz o kadar geniş ki…Öteki dünyaya göçmüş olanları bile ötekileştirmekten geri durmuyoruz. Yüzyıl, iki yüzyıl, hatta beş yüz yıl önce ölenlerimizle olan kavgamız bir türlü bitmiyor.

    Taraftarımız çoğaldıkça, hastalık daha da yaygınlaşıyor…Artık önü alınamaz bir hal aldı…Sözlerim size abartılı gelebilir. Lütfen günlük haberlere, sosyal medyaya, çarşıya pazara bakın…Konuşulan şeyleri izleyin…Farkına varmadan siz de ötekileştirme kervanına katılmış olabilir siniz.

    Niçin çözüme odaklanamıyoruz?…Niçin devlet-millet bütünlüğü ile hareket edemiyoruz?…Çünkü,uğursuz biri yada birileri var aramızda….  Ne olursa olsun… Sel, deprem veya bulaşıcı hastalık fark etmez…

    Aslında suçluyu belirlemek için felaketin gelmesine de gerek yok…Suçlu her zaman belli…Yani  ÖTEKİ…Suçlu tescillidir…Cezasını çekip kurtulması da mümkün değildir. Öbür aleme göç etmiş olsa da…Sadece felaket gelince onu yeniden afişe ederiz. Yerin dibine sokarız…Her seferinde yeniden gömeriz yani….

   Yıllardır hep merak ederim. ÖTEKİLEŞTİRME HASTALIĞI hangi bilim dalına girer?…

Tedavisi mümkün müdür?…Mümkünse nasıl ve hangi yöntemle olur? Corona virüsü  er- geç gider de, ötekileştirme virüsü  gider mi?…Ne dersiniz?…

 

   

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 − 9 =

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı