GündemŞile

Şile’de Kaybolmaya yüz tutmuş meslek: Sepetçilik..

Özellikle ‘sepetçi söğüdü’ diye anılan ve ‘sorgun ağacı’ olarak da bilinen söğüt ağacının dallarıyla; fındık ve kestane ağaçlarının dalları ve saz, kamış gibi çeşitli bitki saplarından örülerek, tamamen el işçiliğiyle yapılan kaplara verilen genel isimdir sepet. Dilimize Farsça ‘sapad’ sözcüğünden geçmiş olan sepet, tarihimizde ilk defa, Türk ilim adamı ve şair, Edip Ahmet Yükneki’nin 12. yüzyılda yazmış olduğu “Atabetü’l Hakayık” adlı eserinde ‘sebed’ olarak kullanılmıştır.

Tarımla iç içe geçmiş olan Anadolu coğrafyasının hemen her yerinde rastlarız sepetlere. Bazı yöremizde adı “küfe” iken başka bir yöremizde “sele, toka” gibi isimlerle de anılan sepet, aslında tarım kültürünün ayrılmaz bir parçası gibidir. Özellikle yapıldığı yörenin iklim koşulları ve bölge tarımına bağlı olarak malzeme, çeşit ve örülüş biçimi açısından farklılıklar gösteren sepetlere, tarım faaliyetlerinin yapıldığı bölgelerde çokça rastlamak mümkün.
Sepet yapımına en elverişli  ağaç “sepetçi söğüdü” diğer adıyla sorgun ağacıdır. Sepetler: insan emeğinin ve taşımasının ön planda olduğu ve dünyanın pek çok yerinde geçmiş zamanlardan günümüze dek yapılagelmiş ve ihtiyaca binaen doğmuş bir uğraşıdır.

İstanbul’un Şile İlçesinde geçmişten günümüze gelen tarımsal alanlar ve Şile Belediye Başkanlığı tarafından doğal ürünleri yerinde üretmek ve tüketiciye yerinde sunmak amaçlı eski adıyla köylerimizde doğal ürünlerin yetiştirilerek Şile Yer Yüzü Pazarında satışa sunuluyor.Doğal ürünlerin satışa sunulduğu Şile Yer Yüzü Pazarında dördüncü kuşaktır sepetçilik mesleğini sürdüren 58 yıllık sepet üreticisi  Sabahattin Bayır yerde kurduğu tezgahında Haber Şile Kamerasına konuştu.

Dört kuşaktır dedelerden babaya ve en son kendisinin halen bu asırlık geleneği sürdürdüğünü söyleyen Sabahattin Bayır yaşım geldi geçiyor.Sepet yapmaya ben halen devam ediyorum babamdan ben devir aldım.Çok istiyorum bir kardeşimize öğreteyim ama ne yazık ki kimse yanıma dahi gelmiyor.Oysa ki bu meslek el sanatı kaybolmasın bu meslek istiyorum.Bakın bir sepetin ağacının toplanması ve işlemeye hazır hale gelmesi yaklaşık bir hafta sürüyor.Büyük emek ve sabır gerektiriyor.

Sepetleri fındık dalından yaptığını anlatan Bayır, “Sepetçilikte fındık dalı kullanılıyor. Fındık bahçelerinde kesilen odunların iyilerini seçip alıyoruz. Ondan sonra onları elde yararak, düzelterek ve yine tek tek elimizde bölerek ince şeritler haline getiriyoruz. Şeritleri kullanarak, daha çok örme diyoruz, o şekilde de sepeti oluşturuyoruz. Dükkanım yok, Ahmetli köyünde oturuyorum ne mutlu ki bu pazardan duyanlar sepet almaya İstanbul’un çeşitli ilçelerinden geliyorlar hatta İzmir’den bile müşterim var.Ancak bu hastalık virüs bizede darbe vurdu” şeklinde konuştu.Sepetlerin doğal ve zararsız olarak sadece ağaç dalından yapıldığını söyleyen Sabahattin Bayır sağlıklı olmasına da dikkati çekti. Bayır, şöyle konuştu “Ekmek sepeti olarak kullanmalı insanlar bence. Metal değil, plastik değil, ekmeğe bir madde geçmez, koku yapmaz, bu yüzden daha sağlıklı olduğu için bu sepetlerin tercih edilmesini öneririm. Plastik, boyalı veya vernikli kaplara yiyecekleri koyarsanız en ufak bir ısıda bile boyası yiyeceğe geçebilir. “Bizim yaptığımız doğal sepetlerde saklanan meyve ve sebzeler daha uzun ömürlü olup bozulmuyor. Çünkü biz bu sepetleri fındık, çam ve meşe ağaçlarından yapıyoruz. Sağlık açısından da bu sepetler çok iyi. Fakat kimse bunun kıymetini bilmiyor” ifadelerine yer verdi.

Şile’nin tek sepetçi ustası Sabahattin Bayır “Sepetlerin boyutlarını dedelerimiz,babam elleriyle karış karış ölçerek yaparlardı ve göz kararıyla şekillendirirlerdi. Ama ben boyutlarını metre ile ölçüyorum ve 45 yıllık bıçağımla ağaç dallarını şekillendiriyorum” şeklinde konuştu.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × 1 =

Başa dön tuşu
Kapalı